<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9" ?>
<rss version="2.0">
<channel>
	<title>Siyaset</title>
	<description></description>
	<link>http://karakelam.com/kelam/index.php</link>
	<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 11:48:52 +0300</pubDate>
	<ttl>120</ttl>
	<item>
		<title>Kürt Partisi Saçmalıyor</title>
		<link>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4801</link>
		<description><![CDATA[Adı dönem dönem değişiyor, kapatıldıkça yeniden kuruluyor, <b>"parti kapatmakla hiçbir sorunun çözümlenemeyeceğinin"</b> canlı kanıtı oluyor... İsteyen <b>"halkız biz yeniden doğarız ölümlerde"</b> falan diye devrimci hamaset de yapabilir, zevkine kalmış.<br />Adının şu andaki kısaltması çok önemli değil, yarın ABCÇDP de olabilir.<br />Herkes biliyor ki, bu parti, Kürt Partisi.<br />Yasak olduğu için öyle diyemiyorlar.<br />Ama herkes biliyor ki, bu parti bütün Türkiye'nin değil, belli bir bölgenin, belli bir azınlığın partisi.<br />Ve, o azınlığın sorunlarından başka da hiçbir şey umurunda değil...<br />Dolayısıyla, hiçbir zaman ülke çapında iktidara gelemeyeceğini kendisi de pek iyi bildiğinden, ülke çapında sorunlar üzerine hiçbir önerisi, programı, politikası, tavrı yok.<br />Muhalefette bulunan bir siyasi partinin, hani tıpkı CHP'nin yaptığı gibi, ekonomi, sağlık, eğitim vs. gibi konularda somut bir çözüm önerisi olmasa bile, ne yapacağını bilemese bile hiç olmazsa bol keseden atması, palavra sıkması beklenir, bunlar ona da tenezzül etmiyorlar... Bu bir zaaf mıdır yoksa tutarlılık mı bilmem ama, Kürt Partisi'nin derdi, varsa yoksa kendi derdi...<br />İşte bakınız, anayasa değişikliği tasarısında hükümete destek vermek için öne sürdükleri koşul, seçim barajının düşürülmesi...<br />Öyle yüzde 5'e falan da değil... Yüzde 3 istiyorlar!<br />Ya da <b>"beş ilde, ilde bile değil, 'seçim çevresinde' birinci çıkan parti, ülke genelinde barajı aşmış sayılsın"</b> diyorlar.<br />Başbakan da kendilerine <b>"yok devenin pabucu"</b> demiyorsa, kibar adamdır.<br />Oysa seçim barajı meselesi, basındaki muhalefet bülbüllerinin, <b>"CHP medyasının"</b> ısrarla öne sürdüğü gibi bir anayasa meselesi değil, bir yasa sorunu.<br />Seçim sistemi ya da baraj konusu, anayasada yer almaz! Bu, kanunla düzenlenecek ayrı bir konudur!<br />Hükümet bu tuzağa düşmediği için işitmediği laf kalmadı.<br />Yoksa bunlar, Almanya'nın 1919-1933 dönemi gibi, ünlü <b>"Weimar Anayasası dönemi"</b> benzeri yirmi partili bir meclis, zırt pırt kurulup kurulup bir türlü ayakta duramayan zayıf hükümetler ve siyasi <b>"kaos"</b> mu istiyorlar? (Aydın Doğan ve TÜSİAD öyle istiyorlar da...)<br />O kaostan tıpkı Almanya örneğindeki gibi <b>"Türk faşistleri"</b> baskın çıkarsa görürler günlerini ama!<br />Kürt Partisi'nin bir diğer önemli derdi de, lafı hiç eğip bükmeye gerek yok, ne yapıp yapıp, Er Ryan'ı kurtarmak gibi, <b>"Apo'yu kurtarmak"</b>...<br />Bunlardan öteye gidemediği için de, Kürt olmayan hiçbir vatandaş ona oy vermeyi düşünmüyor işte... Yazık. <br /><br />Engin ARDIÇ<br /><br />Kaynak: <a href="http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/ardic/2010/03/31/kurt_partisi_sacmaliyor" target="_blank">http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/ardic/201...tisi_sacmaliyor</a>]]></description>
		<pubDate>Wed, 31 Mar 2010 16:23:34 +0300</pubDate>
		<guid>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4801</guid>
	</item>
	<item>
		<title><![CDATA[İşte Başbakan Erdoğan'ın Davos Kararı]]></title>
		<link>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4779</link>
		<description><![CDATA[Geçen yılki Davos Zirvesi'nde "one minute" çıkışı yapan ve "daha da gelmem" diyerek toplantıyı terk eden Başbakan recep Tayyip Erdoğan'a bugün bu yılki Davos toplantılarına katılıp katılmayacağı soruldu. <br /> <br /> <br /> <br />Geçtiğimiz yıl yapılan toplantıda Gazze saldırıları nedeniyle İsrail'e tepki gösterip, sözünü kesen moderatöre kızarak toplantıyı terk eden Başbakan Erdoğan bir daha gelmem demişti...Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Lübnan Başbakanı Hariri ile yaptığı basın açıklamasında kendisine yöneltilen "Davos'a katılıcak mısınız?" sorusunu açık bir şekilde cevapladı. Erdoğan Davos zirvesine katılım için şunları söyledi: "Bizim ağzımızdan söz bir kere çıkar. Ağzımızdan söz çıktı. Bunu ben şahsım için söyledim ve 'Bir daha ben buraya gelmeyeceğim' dedim. Bitmiştir o iş. Ben bir daha oraya tabii ki gitmem." <br /><br /><br /> <br />]]></description>
		<pubDate>Mon, 11 Jan 2010 15:39:26 +0200</pubDate>
		<guid>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4779</guid>
	</item>
	<item>
		<title><![CDATA[İzmir'de Abd Askerlerine Yumurta]]></title>
		<link>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4728</link>
		<description><![CDATA[<!--coloro:#708090--><span style="color:#708090"><!--/coloro--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo--><b>İzmir'de, Türkiye Komünist Partisi İzmir İl Örgütü, kente gelip Alsancak Limanı'na üç günlüğüne demirleyen, içinde 3 bin 500 askerin bulunduğu &#8216;USS Bataan&#8217; adlı gemiyi protesto etti.<br /></b><br />Grup, yürüyüş sırasında bir eğlence yerinde oturan ABD'li askerlere yumurta atınca arbede yaşandı. Kargaşa, polisin araya girmesiyle büyümeden önlendi.<br />Bugün, akşam saatlerinde Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi girişinde toplanan TKP İzmir İl Örgütü üyeleri, ellerindeki döviz ve attıkları sloganlarla ABD'yi ve kente gelen askerlerini protesto etti.<br /><br />Grup adına yapılan açıklamada, &#8220;3 bin 500 işgalci ABD askeri İzmir Limanı'na demirlemiş bulunuyor. Afganistan ve Irak'taki işgal ve katliam görevlerini layıkı ile yerine getirmenin huzuruyla İzmir'de birkaç gün stres atacakları söyleniyor. Ülkemizi bir sömürge eyaleti kertesine indiren, gücünün, kaynağının ABD emperyalizmi olduğunu belirtmekten çekinmeyen AKP iktidarı, piyasacı ve tüccar zihniyetinin tüm çıplaklığı ile halkımızın onurunu hiçe saymaktadır. ABD'nin jandarması olarak Afganistan ve Irak'ta görev almayı büyük Osmanlı diye pazarlarken, ülkemizin topraklarını da işgalci yankee'lere tüm edepsizliklerini giderecekleri eğlencelik mekanlar olarak sunmaktan çekinmemektedir. Yalnız ABD ve işbirlikçisi AKP iktidarının yanıldığı bir nokta var. Bu topraklarda emperyalizme ve işgalcilere karşı onuruna ve bağımsızlığına sahip çıkan yurtsever, ilerici, devrimci ve antiemperyalist irade vardır. Yankee'lerin dolarları İzmirlilerin onurunu satın alamaz. İşgalciler her zaman kaybeder. Yankee Go Home&#8221; denildi. Grup, daha sonra ellerindeki meşalelerle cadde de yürüyüşe geçti.<br /><br /><b>YUMURTA ATTILAR</b><br /><br />Çevik Kuvvet timlerinin oluşturduğu koridor da yürüyen grup, caddenin ortasında bir eğlence yerinde oturan ABD'li askerleri gördü. Gruptakilerden bazıları ceplerinden çıkardıkları yumurtaları, ABD'li askerlere attı. ABD'li askerlerden de bazıları eğlence yerinin içine kaçarken, bazıları ise tepki göstermedi. Yaşanan arbede, polislerin araya girmesiyle büyümeden önlendi. Bir süre daha slogan atan grup, dağıldı.<br /><br /><!--sizec--></span><!--/sizec--><!--colorc--></span><!--/colorc--><br /><br />changeTarget(document.getElementById("news_content"))]]></description>
		<pubDate>Wed, 18 Nov 2009 00:08:02 +0200</pubDate>
		<guid>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4728</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Çetin Altan: Bayram Ama Ne Bayram...</title>
		<link>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4595</link>
		<description><![CDATA[<!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo--><!--coloro:#808080--><span style="color:#808080"><!--/coloro--> <!--colorc--></span><!--/colorc--><!--sizec--></span><!--/sizec--><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo--><!--coloro:#808080--><span style="color:#808080"><!--/coloro-->Bektaşi Babası&#8217;na sormuşlar: - Baba erenler, sence bugünkü bayramın adı &#8220;Ramazan bayramı&#8221; mı, yoksa &#8220;Şeker bayramı&#8221; mı?<br /> <br />Baba erenler:<br />- Ağız tadından yana olanlar için &#8220;Şeker bayramı&#8221;, demiş; günde 15 saat aç susuz oruç tutmaktan usanmış olanlar içinse &#8220;Ramazan bayramı&#8221;...<br /> <br />Arkasından da eklemiş:<br />- Matbaanın 300 yıl bir gecikmeyle gelebildiği, okuma- yazma geleneğinden yoksun yörelerde, ağız dalaşları bitmez. Neyse ki bugünkü bayramın sadece adı tartışılıyor, kendisi tartışılmıyor.<br /><br />* * *<br />Bektaşi Babası&#8217;na:<br />- Yok devenin başı, demişler; bir de bugünün bayram olup olmadığı mı tartışılacaktı yani?<br />* * *<br />Bektaşi Babası:<br />- Öyle de olabilirdi, demiş; onca yıldan bu yana &#8220;hukuk var mı, yok mu?&#8221; diye tartışılmıyor mu? Pekâlâ &#8220;bayram da var mı, yok mu?&#8221; diye tartışılabilirdi. Dua edelim ki, sadece adının tartışılmasıyla yetiniliyor.<br />* * *<br />Yıllardır hiç çözülmeden çıkarılıp takıldığından, düğümü iyice silikleşmiş kravatıyla, yeni terfi etmiş bir belediye görevlisi; bayramda karısına, sevinçten şaşırıp kalması için bir papağan hediye etmeyi düşünmüş.<br />* * *<br />Hangi belediye görevlisinin aklına bayramda, karısına bir papağan hediye etmek gelir ki?<br />Onun gelmiş işte. Ne de olsa ülkemiz, bir burjuvalaşma sürecinden geçmede...<br />* * *<br />Belediyede görevli memur, bir kuşçu dükkânına gitmiş.<br />Gerçekten de dükkânda harika papağanlar varmış; kimi rengârenk, kiminin sadece kuyruğu kırmızı ve kendisi kaçak yapıların gri beton renginde.<br />* * *<br />Ancak papağanların fiyatlarını öğrenince, memurcuğun yüreği buz kesilmiş. Fiyatlar çok yüksekmiş.<br />Dükkân sahibine:<br />- Benim için hepsi çok pahalı, demiş; karıma da bir sürpriz yapmak istiyorum bayramda. Acaba biraz daha ucuza bir papağan yok mu sizde?<br />* * *<br />Kuş satıcısı, kravatı silik düğümlü müşteriye:<br />- Gelin benimle, diyerek; dükkânın arka taraflarındaki karanlık bir köşeye götürmüş.<br />Orada kırık bir kafesin içinde, tüylerinin yarısı dökülmüş, gözleri neredeyse kayıp akmış, bir türlü ayakta duramayan bir papağan varmış. Papağan mı, değil mi; o dahi belli değilmiş.<br />* * *<br />Satıcı:<br />- Size bu papağanı iki 20&#8217;liğe bırakırım, demiş.<br />Bizim memurcuk ise birden kızmış:<br />- Sen, demiş; bana şöyle bir baksana. Belediyede bir görevliyim ben, o kadar da kül yutmam. Bayram hediyesi olarak, bu yırtık işportacı pabucunu; bu çöpçü donunu mu götüreceğim eve? Papağan diye bana, şu mutfak paçavrasını mı satacaksın?<br />* * *<br />O sırada görüntüsü yitik bitik olan papağan da birden konuşmaya başlamış:<br />- Kızma tosunum kızma. Ben bu duruma kendiliğimden düşmedim. Yağmurlarla Ayamama deresinin taşması sonucu, sularla sürüklenen eşya arasındaki kafesimle, saplanıp kaldım bir bataklığa. Belediye görevlisi olduğunu söyleyen biri, bulup da getirdi beni buraya. Kaça sattığını da bilmiyorum. O getirdi, sen de götür. &#8220;Men dakka dukka&#8221;... Dere yatakları düzeltilinceye kadar, çoktan düzeltirim ben de kendimi.<br />* * *<br />Ankara&#8217;daki büyüklerimizden, -sivil mi, asker mi belli değil- birine:<br />- Güneydoğu&#8217;daki bazı belediyeler, demişler; silindir altında kalmışçasına ezilmekte, dümdüz edilmekte... <br />* * *<br />Yanıt şöyle olmuş:<br />- Onları bir zarfa koyup, hemen gönderin bana.<br />* * *<br />&#8220;Statüko&#8221;dan yana olan bir siyasetçi:<br />- Bizim, diyormuş; AB üyesi olmamız, balıkların intiharına benzer sonunda. İntihar eden balıklar da, önce boyunlarına hava kabarcıklarını dolarlar ve suyun dışına fırlatırlarmış kendilerini.<br />* * *<br />Bekri Mustafa, Borazan Tevfik&#8217;e:<br />- Bu bayramda korkarım ki, diyormuş; eş dost, komşu ziyaretine gidenlerden kimse, kimseyi bulamayacak evinde.<br />* * *<br />Borazan Tevfik:<br />- Neden bulamasın ki, demiş.<br />- Çünkü şu kriz sırasında herkes, evinde ziyaretçi kabul etmemek için çıkacak eş dost, komşu ziyaretlerine...<br />* * *<br />Politikada iktidar hırsı; kapkaranlık bir tünelde, simsiyah bir Afrikalıyı aramaya benzermiş ve çokçası da öyle bir tünelde, öyle bir Afrikalı yokken, bir ses duyulmaya başlarmış:<br />- Nihayet buldum onu...<br />* * *<br />Gülderen Alpagut&#8217;tan bir şiirle bitirelim yazıyı:<!--colorc--></span><!--/colorc--><!--sizec--></span><!--/sizec--><br /><br /><br /><!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo--><!--coloro:#808080--><span style="color:#808080"><!--/coloro-->Cevapsız soru<br />Gönül gözüyle görene<br />Dağdan suyu indirene<br />Susamışa su verene<br />Biçare olanı güldürene<br />Selamını esirgeme<br />Lafını bilmeyene<br />Yoksulu hor görene<br />Tek avantayı sevene<br />Değer mi, değmez mi bilmiyorum<br />Doğrusu selam vermeye..<br /><!--colorc--></span><!--/colorc--><!--sizec--></span><!--/sizec-->]]></description>
		<pubDate>Tue, 22 Sep 2009 13:38:24 +0300</pubDate>
		<guid>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4595</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Bol Teşekkürlü Siyasiler</title>
		<link>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4516</link>
		<description><![CDATA[- Sayın Ecevit, az önce görüntüleri hep beraber izledik, çiftçi parasını alamamış, ürünü para etmiyor, evine icra gelmeyen yok gibi. Ne diyeceksiniz?...<br />- Efendim her şeyden önce çok teşekkür ediyorum. Hükümetimiz bu konuyu bir bütün olarak bik bik...<br />------------<br /><br />- Sayın Bahçeli, bildiğiniz gibi işten çıkarılan işçiler, Ankara'ya yürümek istedi ve polisin sert müdahalesi ile karşılaştı. Onlarca yaralı var. Her şeyden öte bu insanlar çoluk çocuk aç kaldılar?...<br />- Efendim her şeyden önce teşekkür etmek istiyorum. En evvela bik bik bik...<br />------------<br /><br />- Sayın Yılmaz, son 10 yılda bankalardan hortumlanan paranın 50 milyar doların üzerinde olduğu hesaplanıyor. Bu para Türkiye'yi içinde bulunduğu krizden tek başına çıkartacak en azından çok çok rahatlatacak bir para. Bu paranın çalınmasını halk lanetliyor, siz ne diyorsunuz?<br />- Sayın Dündar, bana bu fırsatı  verdiğiniz için her şeyden önce teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Yolsuzluklar ülkemizi kemiren bik bik...<br />------------<br /><br />Adamlara 'bunların hepsini siz yaptınız, sorumluluk hissetmiyor musunuz?' deniyor, beyefendiler her soruda direk veya dolaylı, teşekkür edip ardından pişkince soruyu tasvip ediyor hatta 'o kadar değil aslında bu kadar yaptık' diyorlar ama hala sorumluluk almak yok. Nasıl adamlar bunlar diyesi geliyor insanın, ve nasıl başımızdalar? En acısı da bu sorunun yanıtı olsa gerek. Aslında o zamanlar şimdiki haline göre iyi zamanlarıymış ülkenin, kötü gelebilen sorulara en azından teşekkür ediliyormuş, şimdilerde bu kadar kibar olamıyor siyasiler...]]></description>
		<pubDate>Fri, 07 Aug 2009 15:22:32 +0300</pubDate>
		<guid>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4516</guid>
	</item>
	<item>
		<title><![CDATA[Mekke&#8217;den Amerika&#8217;ya Mektup]]></title>
		<link>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4350</link>
		<description><![CDATA[Ömrümde, her renkten, her ırktan insanın birlikte kaynaştığı, İbrahim&#8217;e, Muhammed&#8217;e ve semavi kitaplardaki bütün peygamberlere ev sahipliği yapan, şimdi bulunduğum bu mukaddes topraklardaki kadar, insanlar arasında böylesine coşkulu ve içtenlikli bir konukseverlik, böylesine yüreklerden taşan gerçek bir kardeşlik hiç görmedim.<br /><br />Geçen hafta, çevremde her renkten insanın oluşturduğu asil ve anlatılamaz ihtişamdan büyülenmiş bir halde konuşmaktan aciz kaldım. <br /><br />Beni yaratan Allah beni mukaddes Mekke&#8217;yi ziyaret etmekle ödüllendirdi.  Kâbe&#8217;nin çevresini yedi kere döndüm. İnsanlığın dertlerine deva, İslam&#8217;ın kutsal suyu zemzemden kana kana içtim. Safa ve Merve tepeleri arasında yedi defa gittim geldim.<br /><br />Adem&#8217;in yurdunda, tarihin en eski kenti Mina&#8217;da, Arafat&#8217;ta dua ettim.<br /><br />Dünyanın dört bucağından on binlerce hacı ile birlikteydim. Mavi gözlü sarışınlardan siyah derili Afrikalıya kadar bütün renkler kaynaşmıştı. Fakat hepsi insanların birlikteliğini, tek bir ruh halini simgeliyordu. Bu benim Amerika&#8217;da siyah ile beyaz arasında göremediğim, fakat görülmesi kaçınılmaz ve mümkün olan bir manzaraydı.<br /><br />Amerika, İslâm&#8217;ı tanımalı, anlamalı ve bilmelidir. Çünkü sadece bu din, toplumdaki ırk ve renk ayrımı ile insanlar arasındaki ayırımı kökten reddetmektedir. İslam ülkelerine yaptığım gezilerde konuştuğum insanlar ve hatta beraber yemek yediğim beyaz Amerikalılar, kafalarındaki ayırımcılığın İslam ile tanıştıktan sonra yok olduğunu söylediler.<br /><br />İnsanların renklerine bakılmaksızın birlikte iç içe oldukları böylesine içtenlikli ve gerçek bir kardeşlik manzarasını bundan önce hiç görmemiştim.<br /><br />Bu sözcükleri benden işitmekle belki şaşıracaksınız. Bu hac sırasında gördüğüm ve yaşadığım bu gerçeklerin benim daha önceden eriştiğim düşünce biçimini yeniden temellendirmede etkili oldu ve bazı varsayımlarımı terk etmeye karar verdim.<br /><br />Bu benim için hiç de zor olmayacak. Sıkı ve kesin kabul ettiğim düşüncelerime rağmen, ben her zaman gerçeğin arayışı içinde oldum ve karşılaştığım her yeni gerçeği yeni bir aşama, yeni bir açılım olarak kabul ettim.<br /><br />Gerçeğin yetenekle aranmasının önemli ve belki de ilk şartı olan beynimi ve aklımı daima açık tuttum. Bu kutsal yerlerde geçirdiğim 11 gün içinde Müslüman kardeşlerimle tek ve aynı Allah&#8217;a ibadet ve dua ederken onlarla birlikte aynı tabaktan yedim, aynı bardaktan içtim, aynı kilimin üstünde uyudum. Gözleri mavilerin en mavisi, saçları sarıların en sarısı ve derileri beyazların en beyazı idi.<br />Ve beyaz Müslümanların sözcükleriyle ben Nijerya&#8217;dan, Sudan&#8217;dan ve Gana&#8217;dan siyah Afrikalı Müslümanlar arasında aynı ve gerçek içtenliği ve duyarlılığı yaşadım. Biz gerçekten kardeştik. Çünkü inancımız tek Allah&#8217;a idi ve aramızda renkler kalmamış ve beyaz renk,  Amerika&#8217;da var olan tutum ve davranışlarıyla düşüncelerimizden sökülüp atılmıştı.<br /><br />Beyaz Amerikalılar Allah&#8217;ın tekliğini kabul ettiklerinde insanın birliği gerçeğini de kabul edecekler; insanlar arasında antropolojik üstünlük ölçülerine, farklı renklere farklı muamelede bulunmaya son vereceklerdir.<br /><br />Amerika&#8217;daki ırkçılık, tedavi kabul etmez bir kanser salgınıdır. Beyaz Amerikalının Hıristiyan kalbinin, böylesine yıkıcı bir hastalığın tedavisinde kanıtlanmış bir gerçeği kabul etmesi kaçınılmazdır. Irkçılık Almanya&#8217;da Almanları içeriden vurmuş ve<br />yıkmıştır.<br /><br />Bu kutsal topraklarda geçen her saat bana Amerika&#8217;daki siyah-beyaz çatışmasına yaklaşımda çok daha güçlü bir iç zenginliği kazandırıyor. Amerikan zencileri ırkçı kinleri nedeniyle asla suçlanamazlar. Onların tepkileri, Amerikan beyazlarının 400 senelik<br /><br />bilinçli ırkçı davranışlarına karşı oluşan bir bilinçaltının doğal sonucudur.<br /><br />Irkçılık Amerika&#8217;yı sarmalayarak bir intihar yolunda götürmektedir. Gözlemlerime dayanarak çeşitli zaman ve mekanlarda kolej ve üniversitelerde birlikte olduğum yeni nesil beyaz gençlerin birçoğunun duvarlardaki yazıları görüp okuduktan sonra Amerika&#8217;yı tümden bir yıkıma götürecek ırkçılık hastalığından kurtaracak tek doğru yolu bulmaları kadar doğal bir şey olamaz.<br /><br />Hiç de öyle çok yüksek bir saygınlık görmedim ve bunu beklemiyordum da. Kendimi çok saygıdeğer birisi veya hepten değersiz birisi gibi de hissetmedim!.. Birkaç gece önce Amerika&#8217;da, kendisini beyaz olarak gören bir beyaz adam; Birleşmiş Milletler&#8217;de bir diplomat, bir elçi,  kralların arkadaşı, bana kendi dairesini, kendi yatağını verdi.<br /><br />Amerika&#8217;da, böyle bir muamele göreceğim aklımın ucundan geçmesi bir yana, bu durum rüyalarımda bile olası değildi. Böyle saygınlık ve şerefli bir muamelenin Amerika&#8217;da, değil bir zenciye, bir krala bile yapılması şaşkınlık yaratacak bir gelişmedir.<br /><br />Bütün övgüler yerin, yedi kat semanın ve evrenlerin yegane yaratıcısı ve sahibi Yüce Allah&#8217;a aittir.<br /><br /><b>El Hacc Malik el-Şahbaz (Malcolm X)</b><br /><br /><b>Mekke 1964</b><br /><br />Kaynak: Kurtuba Dergisi, Sayı 26]]></description>
		<pubDate>Fri, 19 Jun 2009 11:59:32 +0300</pubDate>
		<guid>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4350</guid>
	</item>
	<item>
		<title><![CDATA[Amerika'nın Planı (amaç Ne?)]]></title>
		<link>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4334</link>
		<description><![CDATA[Amerika'nın son 60 yıllık  gizli planını araştıran  kişilerin hazırladıgı bu video ilginç ayrıntılar ile  bize farklı bilgiler veriyor.<br /><br />Seyretmek için <a href="http://www.karakelam.com/kelam/se_redirect.php?url=http://www.dailymotion.com/swf/x8q3y0" target="_blank">tıklayın.</a>]]></description>
		<pubDate>Sun, 14 Jun 2009 23:57:31 +0300</pubDate>
		<guid>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4334</guid>
	</item>
	<item>
		<title><![CDATA[Patani Halife&#8217;yi Bekliyor]]></title>
		<link>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4325</link>
		<description><![CDATA[Gerçek  Hayat dergisinde  Adem  Özköse ' nin  söyleşisi.  Almasaydım bilmeyecektim , bilemeyecektim .<br />......<br /><br /><br /><b>Patani'de her gün ortalama 7-8 Müslüman'ın Budist Tayland Askerleri tarafından katledildiğini ifade eden Mahkuta; &#8220;Patani Gazze'den çok daha kötü durumda. Budist Tayland Yönetimi bir halkı sistematik olarak yok ediyor.&#8221; dedi. Patanililerin şu an bile kendilerini manevi olarak Osmanlı Hilafeti'ne bağlı hissettiklerini belirten Mahkuta; &#8220;Osmanlı Hilafeti yıkılınca başta Patanililer olmak üzere bütün Müslümanlar başsız ve sahipsiz kaldı. Patanililer Osmanlı Hilafeti'ni büyük bir özlemle anarak, Halife'nin geri döneceği günleri bekliyorlar&#8221; diye konuştu. <br /><br />Güneydoğu Asya'nın en güzel ülkelerinden biri olan Patani'de yıllardır büyük acılar yaşanıyor. Yaşanan bu acıların canlı şahitlerinden biri de Patanili Müslümanların Avrupa Temsilcisi olan Kasturi Mahkuta. Küçük yaşlarda Patani'de tanıklık ettiği katliamların ardından Patani Birleşik Kurtuluş Örgütü'nün saflarına katılarak işgal altındaki ülkesinin bağımsızlığı için mücadele etmeye başlayan Mahkuta, şu an Patanili Müslümanların dünyadaki en önemli ve etkili isimlerinden biri. Tayland Hükümeti tarafından hakkında arama emri çıkarıldığı için Patani'ye giremeyen Mahkuta yıllardır İsviçre'de yaşıyor. Geçen hafta bir takım temaslarda bulunmak için Suriye'nin Başkenti Şam'a gelen Mahkuta'dan Patani'deki son gelişmeleri dinleme imkanı bulduk. Patani'de büyük bir insanlık dramı yaşandığına vurgu yaparak sözlerine başlayan Mahkuta şunları söyledi: &#8220;Tayland Hükümeti Patani'deki direnişi bitirebilmek ve Patani Halkını sindirebilmek için binlerce kişiden oluşan özel bir ordu kurdu. Bu orduya Özel Kuvvetler adı veriliyor. Özel Kuvvetlere mensup Budist Askerler evleri basıp genç kızlara tecavüz ediyorlar. Patani'de her gün ortalama 7-8 genç Budist Askerler tarafından katlediliyor, medreseler, camiler ateşe veriliyor. Özel Kuvvetlere bağlı askerler Patanililerden evlerini, topraklarını terk etmelerini istiyorlar. Tehditler nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan Patanili Ailelerin yerine Taylandlı Budist Aileler yerleştiriliyor. Tayland Hükümeti'nin amacı Patani'yi tamamen Budistleştirmek.&#8221; <br /><br />ALTIN ÜLKE: PATANİ <br /><br />Patani'nin Güneydoğu Asya'nın en verimli topraklarına sahip olduğunu hatırlatan Mahkuta, Tayland Hükümeti'nin bu nedenle Patani'yi işgal altında tuttuğunu savundu. Patani Topraklarının verimli olmasına rağmen halkın fakirlik içinde yaşadığına dikkat çeken Mahkuta sözlerini şu şekilde sürdürdü: &#8220; Asyalılar Patani'ye &#8220;Altın Ülke&#8221; derler. Çünkü Patani maden ocaklarıyla doludur ve Patani Topraklarında bir çok sebze ve meyve yetişir. Tayland Hükümeti Patani'yi işgal altında tutarak buradaki maden ocaklarından büyük bir gelir sağlıyor. Patanililer ise yüzyıllarca hür olarak yaşadıkları topraklarının zenginliklerinden faydalanamıyorlar. Patanililer şehirlerden çıkartılıp köylere sürülüyorlar ve Tayland Hükümeti Patanili Okumuş Gençlerin devlet dairelerinde görev almasına asla izin vermiyor. Patani'deki okullarda çocuklarımıza zorla Tayland Dili öğretilmeye çalışılıyor. Ayrıca Budist Misyonerler Patanilileri İslam'dan uzaklaştırmak için sürekli propaganda çalışması yapıyorlar. Fakat Halkımız her şeye rağmen İslam'ı asla terk etmeyecek ve sonsuza kadar Müslüman olarak kalacak&#8221; <br /><br />&#8220;ZULÜM DİRENİŞİ GÜÇLENDİRİYOR&#8221; <br /><br />Zulüm arttıkça Patani'deki direnişin de güçlendiğini belirten Mahkuta, Patani Halkının özgür olana kadar mücadelesini sürdüreceğini ifade ediyor. Patani'deki direniş gruplarının Tayland işgaline karşı verilen mücadelede ortak hareket ettiklerini kaydeden Mahkuta; &#8220;Patani'deki en güçlü iki grup olan Patani Birleşik Kurtuluş Örgütü ve Patani Birleşik Halk Cephesi işgale karşı ortak hareket etme kararı alınca direnişçilerin Tayland Askerlerine karşı düzenledikleri eylemler rekor seviyeye ulaştı. Patani'de 6 aydır işgal kuvvetlerine karşı günde ortalama 12 veya 13 saldırı düzenleniyor. Direnişin güçlenmesinden rahatsız olan Tayland Hükümeti bizimle görüşme talebinde bulunuyor. Tayland Hükümeti'nden gelen bu görüşme teklifi direnişin gücünün bir göstergesidir. En son geçen hafta Yala'da bir askeri karargaha direnişçiler tarafından düzenlenen bir baskında 8 Tayland Askeri öldü. İşgal sürdükçe direnişçilerin eylemleri de sürecek ve Patani özgürlüğe kavuşana kadar halkımız savaşmaya devam edecek. Dünya, Patani Direnişinin meşruluğunu tanımalı. Çünkü biz de tıpkı Filistinliler gibi özgürlük için direniyoruz.&#8221; dedi. <br /><br />&#8220;KORKMAYIN HALİFENİN ASKERLERİ GELECEK&#8221; <br /><br />Patanililerin Osmanlı Hilafeti'ne karşı büyük bir sevgi beslediklerini de belirten Mahkuta, özellikle 2. Abdülhamid Han'ın Patani Tarihi'nde büyük bir öneme sahip olduğunu ifade etti. Çocukken annesinin kendisine sürekli olarak; &#8220;Oğlum! Dünyada 2 kişiyi çok sev. Birisi Peygamber Efendimiz, diğeri de Halifemiz Sultan Abdülhamid &#8221; şeklinde öğütler verdiğini ifade eden Mahkuta, çocukluğundan kalma ilginç bir anıyı da bizimle paylaştı. Çocukluk yıllarında köylerinin sürekli Tayland Askerleri tarafından basıldığını ve evlerin ateşe verildiğini söyleyen Mahkuta şunları anlattı: &#8220;Köyümüz askerler tarafından basıldığında çocuk olduğumuz için korkardık. Annem bizi sakinleştirmek için ; 'Korkmayın! Halife Abdülhamid Han'ın Askerleri gelip bizi kurtaracak. Abdülhamid Han Müslümanları sahipsiz bırakmaz' derdi. O tarihlerde Osmanlı Hilafeti yıkılmış, Halife Abdülhamid vefat etmişti. Fakat bir sıkıntı anında Patanililer Abdülhamid Han'ın Askerleri olarak gördükleri Türklerden yardım bekliyorlardı. Türkiye Halkı'ndan ve Hükümeti'nden Patani'ye sahip çıkmalarını ve Patanili Müslümanları korumalarını istiyoruz. Hatta Türkiye Hükümeti'nin aracılığıyla Tayland Yönetimi ile görüşebiliriz. Türkiye Hükümeti toprakları işgal altında olan Asyalı Müslümanların da hakkını savunmalı. Biz Türkiye Hükümeti'nden bunu talep ediyoruz&#8221; dedi. <br /><br />&#8220;PATANİ ÜVEY EVLAT MI?&#8221; <br /><br />İslam Dünyası'nın genel olarak Patani'de yaşananlar karşısında duyarsız olduğunu dile getiren Mahkuta, Müslümanların Patani'ye üvey evlat muamelesi yaptıklarını belirtti. Patani'nin bazı bölgelerinin Gazze'den çok daha kötü durumda olduğunu haber veren Mahkuta; &#8220;Patanililer olarak Filistin Halkının İsrail işgaline karşı verdiği mücadeleyi biz de destekliyoruz. Hatta İsrail'in Gazze'ye yönelik düzenlediği son saldırılar esnasında Patani'nin bir çok yerinde insanlar İsrail Saldırılarını protesto edip Gazze Halkına destek için sokak gösterileri düzenlediler. Patanililer kendi aralarında para toplayıp Malezyalı Yardım Kuruluşları vasıtasıyla Gazze'ye yardımda bulundular. Fakat İslam Dünyası Filistinlilerin dışındaki mazlum halklara karşı çok duyarsız davranıyor. Oysa tıpkı Gazze'de olduğu gibi Patani, Arakan ve Afganistan'da da çocuklar öldürülüyor. Müslümanlar Filistin'e sahip çıktıkları gibi işgal altında olan diğer ülkelere de sahip çıkmalı ve onların haklarını savunmalı. Müslümanlardan üvey evlat muamelesi görmek bizi çok üzüyor. Özellikle Türkiye Halkından Patani'ye sahip çıkmalarını istiyoruz. Türkler Patani'ye sahip çıkarlarsa biz çok daha güçlü olacağız. &#8221;dedi. <br /><br />PATANİ TARİHİ'NE YOCULUK <br /><br />-1457: Patani Krallığı İslam'ı kabul etti. <br /><br />-1584-1688: Patani İslam Krallığı'nın yükselme devri. <br /><br />-1729: Patani'de iç savaş başladı. <br /><br />-1786: Patani, Taylandlıların dedeleri olan Siyam Krallığı'nın kontrolüne girdi. <br /><br />-1789: Patani Halkı, Siyam Krallığı'na karşı isyan başlattı. <br /><br />-1909: İngiltere ve Siyam Krallığı arasında imzalanan Anglo-Siyam Antlaşması'yla bugünkü Tayland-Malezya sınırı oluştu. <br /><br />-1910: Patanili Sufi Şeyhi To'tea öncülüğünde Yala'da işgal güçlerine karşı büyük bir isyan gerçekleşti. <br /><br />-1911: Bu isyandan 1 yıl sonra başka bir Sufi Şeyhi olan Hacı Bulon İngiliz ve Tayland güçlerine karşı tekrar bir isyan başlattı. <br /><br />-1947: Patani Direnişi'nin babası olarak isimlendirilen Hacı Sulong, Patani Halk Hareketi'ni kurup mücadeleye başladı. <br /><br />-1954: Hacı Slong oğluyla birlikte Budist Tayland Askerleri tarafından şehid edildi. <br /><br />-1968: Son Patani İslam Kralı'nın torunu Kebir Abdurrahaman Tenvira Patani Birleşik Kurtuluş Örgütü'nü (PULO) kurdu. <br /><br />-1975: PULO Patani'de 70 bin kişinin katıldığı Patani Tarihi'nin en kalabalık protesto gösterisini düzenledi. <br /><br />- 2004: Krue-Se Camii'nde Budist Askerlerle Patanili Gençler arasında çıkan çatışmada 32 Patanili hayatını kaybetti. Aynı gün Patani'nin farklı bölgelerinde çıkan çatışmalarda da 74 Patanili daha katledildi. <br /><br />-2004: Narativa'nın Takbay Kasabası'nda tutuklu bulunan 6 Patanili Gencin serbest bırakılması için halk gösteri düzenledi. Budist Tayland Askerleri'nin göstericiler üzerine ateş açması sonucu 85 Patanili hayatını kaybetti. <br /><br />-2008: Patani Direnişi'nin efsane önderi Kebir Abdurrahman Tenvira sürgünde yaşadığı Suriye'nin başkenti Şam'da hayatını kaybetti. <br /><br />ADEM ÖZKÖSE - GERÇEK HAYAT</b>]]></description>
		<pubDate>Thu, 11 Jun 2009 22:28:57 +0300</pubDate>
		<guid>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4325</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Obama Hayrına Gelmedi</title>
		<link>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4155</link>
		<description><![CDATA[<!--fonto:--><span style="font-family:"><!--/fonto-->Bir Obama sevdası ki aman da aman... Sanırsınız Obama <b>bizim can dostumuz...</b> Sanırsınız Obama, bizim <b>çıkarlarımızın yılmaz savunucusu</b>. Sanırsınız dünyaya <b>zulüm yayan ABD'nin başkanı</b> o değil de bir başkası... <br /><br />Karizmatikmiş...<br />Sevimliymiş...<br />Sempatikmiş...<br /><br />Bunlar ne işe yarıyor...<br />O sevimli diye ABD askeri <b>Irak'da tecavüz </b>etmiyor mu?<br />O sempatik diye ABD'liler <b>Afganistan'da can almıyor </b>mu?<br />O karizmatik diye <b>ABD zulüm yapmıyor </b>mu?<br /><br />Karizmatikmiş...<br />Sevimliymiş...<br />Sempatikmiş...<br /><br />Ne olmuş yani...<br />Benim Meclisimde yine <b>ABD isteklerini dikte ettirmedi </b>mi?<br />Ermenistan<b> sınırını açın </b>demedi mi?<br />Ruhban okulu <b>fetvasını</b> vermedi mi?<br /><br />Karizmatikmiş...<br />Sevimliymiş...<br />Sempatikmiş...<br /><br />Bizim neyimize bunlar...<br />Kara kaşımız kara gözümüz için mi geldi Türkiye'ye?<br /><b>ABD çıkarları mevzubahis </b>olmasa uğrar mıydı bu kapıya?<br /><br />Herkesin aklında aynı soru...<br />[/font]<!--fonto:--><span style="font-family:"><!--/fonto--><b>Obama niye geldi?<br /></b>Neden<b> ilk resmi gezisi </b>Türkiye'ye?<br />Ekranlarda uzmanlar ahkam kesiyor...<br />-"<b>Bize çok önem veriyor</b>"...<br /><br />Ben de diyorum ki...<br />ABD bize ne zaman önem verse...<br />Başımıza <b>bir çorap örecekler </b>demektir...<br />Bunlar babalarının hayrına bizi <b>boşuna pohpohlamazlar</b>...<br /><br />Aha şuraya yazıyorum...<br />Bu gezinin hikmeti de budur...<br />Vardır [/font]<!--fonto:--><span style="font-family:"><!--/fonto--><b>başımıza bir çıkacak...<br /></b>Hem de çok yakında...<br />Hem de [/font]<!--fonto:--><span style="font-family:"><!--/fonto--><b>Obama'nın döneminde...<br /></b>Bu kadar önem verdiklerine göre de...<br />Atacakları <b>kazık okkalı </b>olacak demektir...<br />Ben bunu bilir, bunu derim...<br />Ayıdan post, bunlardan dost olmaz...<br /><br /><!--coloro:#ff0000--><span style="color:#ff0000"><!--/coloro-->Hacer Alkan<!--colorc--></span><!--/colorc--> [/font]]]></description>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2009 23:43:03 +0300</pubDate>
		<guid>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4155</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Ülkemizdeki Durum</title>
		<link>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4126</link>
		<description><![CDATA[<b>Ülkeyi yönetmeye talip olan parti liderlerinin ve parti sözcülerinin hergün birbirlerini En ağır şekilde en kötü dilde suçlamalarına şahit olmaktayız. Bilhassa bazı liderler hiçbir sınır tanımadan, sözlerinin ülke insanları üzerinde ne gibi büyük düşmanlıkları ve ayrılıkları doğuracağını hesap etmeden,ulu orta konuşabilmektedir. Bunu da, kahramanca ve çok iyi bir iş yapmış edasıyla yapmaktadırlar. Onların bu bilgisizliğine, toplum psikolojisinden böylesine habersiz oluşlarına şaşmamak ve üzülmemek elde değil. Rakibini ve karşıtını kötüleyerek yükselen bir kişi gördünüz mü? Kardeşini hor tutan, aslında kendini alçaltandır. Bugün ülkemizde,otoriteye karşı, hükümete karşı bir baş kaldırma, yani bir anarşi var ise, bunun en baş sebebi; liderlerin biribirlerinin ve hukumetin saygınlığını kaybettirmek için Olanca güçleriyle çalışmalarıdır. Kötüleme yarışında hangi taraf edepsizlik dozunu artırırsa, öylesine galip geleceğini sanır. İlk başlarda öyle de görünebilir. Ama kötülük dönücüdür, kötü konuşan aslında milletinin gözünde kendini küçültür. Kötüleyerek, başkasını ezerek, arkadan vurarak millete hizmet edilemez. Hasım diye tanıdığınız, düşman diye gördüğünüz kişiyi kişiyi seven ve onun peşinden giden milyonlar varsa, ilk adımda kötülediğiniz hasmınızla birlikte onları da karşınıza alıyorsunuz demektir. Bu durumda, siz birliği sağlıyamıyacaksınız, aksine ayrılığı körüklüyorsunuz demektir. O zaman milletin düşman kutuplara ayrılmasından, giderek birbirini acımasızca öldürmesinden şikayet etmeye hakkınız olmaz. Bilirsiniz ki, imam küçük kusur yaparsa, cemaat çok daha büyük kusur yapar. O sebebten, bu gün ülkemizdeki kargaşanın baş sorumlusu olarak, ben kötülemeyi marifet sayan liderleri görüyorum. İktidarı ele geçirmek için, hasmını kötülemekten başka bir yol yokmu dur? Aynı çarşıda aynı cins malı satan birkaç esnaf, müşteriyi, komşu rakibini kötüleyerek mi çeker? Yoksa ürettiği malın daha iyisini, kalitelisini, daha sağlamını ve daha güzelini sergileyerek mi çeker? Esnafların aralarında sen iyi mal çıkar da, Allah senin nasibini verir.&#8221; Diye bir söz dolaşır. Parti liderlerinin yapacakları da, rakibini kötülemek değil, ne gibi iyi işler yapabileceklerini, nasıl daha çok hizmet edebileceklerini delilleriyle göstermek, o yönde çalışmaktır. Birbirine tahammül edemeyen, ilk fırsatta birbirlerini uluorta kötülemekten kaçınmayan kişilerden kurulu bir toplum, asla dirliği ve düzeni bulamayacak demektir. Çünkü, dirlik ve düzenlik hoşgörü ile başlar, birbirimize saygı ve sevgiyle çoğalır, karşılıklı hizmet ve yardımlarla kökleşir. Dirlik ve düzenlik olmayan bir toplum, birlikte büyük atılımlar yapamaz, büyük sıkıntılara katlanamaz, düştüğü bataklıktan kurtulacağım derken, daha da çok batar. Bizler üstün yetenek ve yüksek ruh yapısına sahip bir milletiz .. diğer milletlere kıyaslama yaparsak/ zeki kavrayışı kuvvetli, iyi kalpli, fedakar. Hizmeti ve vermeyi seven, affetmeye hazır, kin tutmayan bir milletiz Hiçbir ülkede azınlıklara bizde olduğu gibi, en iyi olanaklar verilmemiştir. Bu durum bizim özde hoşgörülü ve fedakar oluşumuzun insan oluşumuzun bir sonucudur. Bu yetenekleri, bu üstün özellikleri geliştirecek yerde, düşmanlık tohumları ekerek onları körleştirmeye çalışmak, büyük vebal altına girmektir. Bunu yapanlar, büyük suçlu olurlar. Birbirimize sevgide, saygıda, kusur etmeyerek karşılıklı hizmette de yarışda bulunalım ki Bize bakan dünya ülkelerinin bize özenmesini görmekte gecikmeyelim!.. </b>]]></description>
		<pubDate>Sat, 28 Mar 2009 12:56:17 +0200</pubDate>
		<guid>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4126</guid>
	</item>
</channel>
</rss>