<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9" ?>
<rss version="2.0">
<channel>
	<title>Beyin Fırtınası</title>
	<description></description>
	<link>http://karakelam.com/kelam/index.php</link>
	<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 12:13:36 +0300</pubDate>
	<ttl>120</ttl>
	<item>
		<title>Söylenecek Bir Şey Yok ...</title>
		<link>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4706</link>
		<description><![CDATA[<a href='http://karakelam.com/kelam/index.php?act=attach&type=post&id=110'>http://karakelam.com/kelam/index.php?act=attach&type=post&id=110</a><br /> artık yorum size kalmış ....]]></description>
		<pubDate>Thu, 29 Oct 2009 22:00:20 +0200</pubDate>
		<guid>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4706</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Demokratik Açılımın Geldiği Son Nokta</title>
		<link>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4694</link>
		<description><![CDATA[PKK kamplarından inip teslim olan ve yargı önüne çıkarılan teröristlerin herhangi bir suça karışmadığı için serbest bırakılmasına müteakiben yaşananlara bakıldığında konudan habersiz olmamıza imkan yok gibi görünüyor. Görünen o ki bu adım, bahsedilen demokratik açılımın pratikteki ilk adımı oldu. Peki bu adımla ilgili nasıl düşünüyorsunuz? Türkiye muhalefetin öngördüğü gibi bölünmenin eşiğinde mi yoksa aksine bu adım yıllardır çatışmanın hüküm sürdüğü bu topraklarda barışa atılan cesur bir adım mıydı? İktidar ne kadar kararlı veya muhalefet ne kadar samimi?<br /><br />Konu başlığı zamanla gelişecek olaylara açık olduğundan demokratik açılımlar ile ilgili tartışmaları buradan sürdürebiliriz. Hayırlı kelâmlar.]]></description>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2009 01:37:01 +0300</pubDate>
		<guid>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4694</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Atakürt / Ahmet Altan</title>
		<link>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4658</link>
		<description><![CDATA[<!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo--><!--coloro:#708090--><span style="color:#708090"><!--/coloro-->Mustafa Kemal, Selanik&#8217;te değil de Musul&#8217;da doğmuş bir Osmanlı paşası olsaydı, Kurtuluş Savaşı&#8217;nı Türklerle ve Kürtlerle birlikte gerçekleştirdikten sonra kurulmasına önayak olduğu cumhuriyetin adını &#8220;Kürdiye Cumhuriyeti&#8221; koysaydı, kendisi de Meclis kararıyla &#8220;Atakürt&#8221; adını alsaydı... <br /><br />Kürdiye Cumhuriyeti&#8217;nin bütün vatandaşlarına &#8220;Kürt&#8221; deneceği için hepimiz &#8220;Kürt&#8221; sayılsaydık, Taksim&#8217;e, Kadıköy&#8217;e, Kızılay Meydanı&#8217;na, Kordon&#8217;a &#8220;Ne mutlu Kürdüm diyene&#8221; pankartları asılsaydı... <br /><br />&#8220;Kürdiye&#8217;de&#8221; Türk olmadığı, herkesin aslında Kürt olduğu söylenseydi, kendilerini Türk sananların aslında &#8220;deniz Kürdü&#8221; oldukları iddia edilseydi... <br /><br />Kürtlerin &#8220;yedi bin yıllık&#8221; bir tarihi bulunduğunu, Anadolu&#8217;nun esas sahiplerinin Kürtler olduğunu, Moğolların, Hunların, Etrüsklerin aslında Kürtlerin atası sayıldığını, Osmanlıdaki Kürt paşalarının kahramanlıklarını derslerde okusaydık. <br /><br />Teoman, Cengiz, Atilla, Osman gibi isimler almanız yasaklansaydı, Berfin, Beruj, Tiruj, Nevruz gibi isimler almak zorunda kalsaydınız... <br /><br />Türkçe televizyon kurulması yasak edilseydi, bütün televizyon yayınları Kürtçe yapılsaydı... <br /><br />Romanlarınızı, hikayelerinizi, şiirlerinizi Kürtçe yazmak zorunda kalsaydınız, yalnızca Kürt şarkıları dinleseydiniz, gazetelerinizi Kürtçe çıkarsaydınız... <br /><br />Okullarınızda yalnız Kürtçe okutulsaydı ve Türkçe okutulması yasaklansaydı... <br /><br />&#8220;Biz Türküz, bizim bir tarihimiz, bir dilimiz var&#8221; dediğinizde sorgusuz sualsiz hapislere atılsaydınız. <br /><br />İstanbul&#8217;da, Ankara&#8217;da, İzmir&#8217;de, Bursa&#8217;da, Edirne&#8217;de polis sürekli olarak sizi izleseydi, &#8220;özel timler&#8221; sizim &#8220;Kürdiye Cumhuriyeti&#8217;ni&#8221; parçalamak isteyen &#8220;ayrılıkçılar olmamızdan&#8221; kuşkulanıp hepinize sürekli &#8220;suçlu&#8221; muamelesi yapsaydı, sırf Türk olduğunuz için hakaretlere uğrasaydınız. <br /><br />12 Eylül darbesinden sonra bütün batı bölgesindekiler hapishanelere doldurulsa, inanılmaz işkencelerden geçirilse, boğazlarına kadar çamurların içine battıkları hücrelere konsa, tazyikli sularla iç organları perişan edilse, azgın köpeklerle bacakları parçalansaydınız... <br /><br />Evleriniz basılsa, ayrılıkçı &#8220;Türk teröristlere&#8221; yardım ettiğiniz iddialarıyla apartmanlarınız yakılsa, siz evinizden bir eşya bile alamadan çıkarılıp, Diyarbakır&#8217;a, Hakkari&#8217;ye sürgüne gönderilerek, çadırlarda yaşamak zorunda bırakılsaydınız... <br /><br />Siz Türkler buna razı olur muyduk, &#8220;işte hepiniz Kürdiye Cumhuriyeti&#8217;nin vatandaşı olarak birer Kürtsünüz, ayrıca Türklük diye niye tutturuyorsunuz, isterseniz başbakan bile olabilirsiniz&#8221; sözlerini bir hakkaniyet işareti olarak kabul eder miydiniz? <br /><br />Yoksa, Türk kimliğinizin, dilinizin, kültürünüzün, bu ülkenin &#8220;eşit&#8221; vatandaşları olarak kabul edilmesinde ısrarcı mı olurdunuz? <br /><br />Bu ülkenin Türk ve Kürt vatandaşları var ve tarih &#8220;Türk&#8221; çizgisinden yürümüş, bugün sizim &#8220;Türk&#8221; olarak kabul edemeyeceklerinizi Kürtlerin kabul etmesini istemişiz, bu yersiz istek sonunda patlamış, ülke önce teröre arkasından bir iç savaşa yuvarlanmış. <br /><br />Türkiye&#8217;nin bu kanlı karmaşadan &#8220;demokrasiyle&#8221; ve Kürt vatandaşların &#8220;kimliklerinin&#8221; kabulüyle kurtulacağına inanan insanlar, bu düşüncelerini dile getirdiklerinde, bizim yöneticilerle taraftarları hep aynı soruyu soruyor: <br /><br /><b>- Nedir demokratik çözüm, nedir Kürt kimliği ? </b><br /><br />Siz Türkler, bir &#8220;Kürdiye Cumhuriyeti&#8217;nde&#8221; yaşasaydık ne isteyeceksek, bu isteklerin bugün Kürtler tarafından dile getirilmesini kabul etmektir demokrasi. <br /><br />Kendiniz için isteyeceğinizi, sizimle eşit oldugunu kabul ettiğiniz insanlara vermemek için bu kadar kan dökmeye, ülkeyi bir çıkmaza sürüklemeye değer miydi? <br /><br />Değmez diyenler &#8220;demokrasi&#8221; istiyor işte.<br /><br />Demokrasiyi getirmek çok mu zor zanaat?<br /><br /><br /><br /><b>BARIŞ İÇİN ÇOKMU UZAĞIZ ?</b> <br /><!--colorc--></span><!--/colorc--><!--sizec--></span><!--/sizec-->]]></description>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2009 21:40:28 +0300</pubDate>
		<guid>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4658</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Bilimin Sınırlarını Zorlayan Bir Soru (:</title>
		<link>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4526</link>
		<description><![CDATA[<div align='center'>Hepimiz sorumluyuz herkesin bir suçu var <br /><b>Zaman aşımına uğrar</b> yada <b>hışımına rastlar</b> </div><br /><div align='center'>şair bu durumu böyle dile getiriyor (:</div><br /><div align='center'><b>şüphesiz ki hepimizin bir takım suçları olmuştur.</b></div><br /><div align='center'>peki bu suçlar;</div><br /><div align='center'><b>zamanda kayar da kaybolursa mı?</b><b>yoksa o suçlar meydana çıkıp fertlerin sizi küçümseyerek bakışmalarını ve üstat nasihatlerini mi dinlemek istersiniz?</b></div>]]></description>
		<pubDate>Tue, 18 Aug 2009 14:52:35 +0300</pubDate>
		<guid>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4526</guid>
	</item>
	<item>
		<title>İnsan Olmadan İdeolojik Takılmak...</title>
		<link>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4492</link>
		<description><![CDATA[<div align='center'><img src="http://medeniyetmektebi.org/mm/images/medeniyet/ideoloji_0.jpg" border="0" class="linked-image" /></div><br /><br /><br />Edinilen herhangi bir ideoloji, şartlara göre, bazen reaksiyoner, bazen de aksiyoner olmak kaydıyla şekillendirir insanı. İdeoloji dediğimiz şey, kimisi için sadece bir vasıta iken, kimisi için gayenin ta kendisidir. Gayesi olan insan mutlaka bir sisteme muhtaçtır. Sistem gayeye götürür! Fakat burada dikkat edilmesi gereken husus, vasıtaların gayeye dönüşüyor olmasıdır. <br /><br />Her neyse artık, esas meseleye gelelim&#8230;<br /><br />Garabetler ülkesinde, insani melekelere ve insani hassasiyetlere sahip olmadan, ideolojik kimlik edinmeye kalkışanlar her halükârda birilerine &#8220;kul&#8221; olmaya müsaittir. Bu malûm familyanın en büyük özelliği kendi &#8220;ben&#8221; i ve küçük ilkel kabilesi haricinde herkesi hain görmesidir. Bol bol ölüm teması nakşedilmiştir zihinlerine. Ölmek ve öldürmek; yok etmek&#8230; Çünkü &#8220;biz&#8221; dışındakiler potansiyel bir düşmandır. &#8220;Biz&#8221; kalabalık olduğu müddetçe, zafer kazanılmış, düşman kuvvetleri bertaraf edilmiştir.  Bir diğer yandan da kafalarındaki şablona oturtmaya çalışırlar sizi. Etiketçidirler. Kategorilendiricidirler. Mukayese ve özeleştiri yoksunudurlar. Tek tipçidirler. Her defasında suni bir kutuplaşma refakatinde mahalle dedikoduları yapılır; ağız ishalidir birçoğu. Zira edinilen kimliğin mahiyetini idrak edemeden, slogan curcunasına dâhil olanların heyecanı da, öfkesi de sığdır. Şarkılar dinlenir, amblemler kullanılır. Yaşasın! Dünya kurtulmuştur&#8230;       <br /><br />İnsanı insanın kulu haline getirerek, insanı insan olduğunun bilincinden uzaklaştıran her ideolojik topluluk, kişinin kendisine ve etrafına adil davranmasına müsaade etmez. İnsanın özgürlükçü yanı tarumar olur. İnsanı değersizleştiren her ideoloji, mensuplarını orman kanunlarıyla yönetir. Suça ortak olmadan ve yalnızlaşmaktan korkmadan, bu köleliliği reddedebilmeli insan; başkaldırabilmeli! Zira güç fetişizmine kapılarak, bir çeşit putperestliğe meyletmek, &#8220;kul&#8221; olmaya misaldir. Yalnızca Allah&#8217;a kul olanların kulluk şuuru ile karıştırılmamalıdır bu. <br /><br />Halen daha şehir hayatına alışamamış şehir Frenkeştaynlarına, şehir hayatında &#8220;farklılıkların&#8221; olabileceği izah edilemez; çünkü tahammül vasfını yitirmiş iki ayaklı bir canavardır muhatap olduğunuz. Farkı fark edemez, kendisinden farklı olanlara hayat hakkı tanımaz; egosunu Tanrılaştırmıştır. Bir arada yaşamaya yabancıdır. Sartre&#8217;nin deyişiyle &#8220;öteki cehennemdir&#8221;, çünkü tartışılmazları tartışmak büyük bir suçtur. <br /><br />Kim ne derse desin, kim hangi hamaseti yaparsa yapsın, Türkiye&#8217;de ideolojiler çözülmüştür artık. &#8220;Dava doğru ama arkadaşlar yanlış&#8221; hale gelmiştir belki de&#8230; Zira şahısların hesapları, ideolojilerinin de, ülkelerinin de önüne geçmiştir. Önceliği kendine verenler için ideoloji sadece işin kılıfından ibarettir. Gösteriştir. Bu ülkeyi aslında kurtarıcılardan kurtarmak lâzımdır önce! Bu ülkede insanlar ve cenahlar artık müşterek bir paydada bir bütün olunabileceğini anmalılar. Elbette bunu idrak etmek yeterli değil. Herkes elinden geldiğince bir şeyler yapabilmeli. Meselâ herkes önce kendi kapısından başlayabilir temizliğe&#8230; Direnişin cihanşümul bir hatta yayılmasını temenni etmek, küçük kafalara bir beden büyük gelse de, dünyanın ve insanlığın buna ihtiyacı var!<br /><br /><br /><br /><div align='center'>Afşin SELİM</div>]]></description>
		<pubDate>Thu, 30 Jul 2009 22:05:43 +0300</pubDate>
		<guid>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4492</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Anadilini En Erken Türkler Ögreniyor !</title>
		<link>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4340</link>
		<description><![CDATA[<!--sizeo:3--><span style="font-size:12pt;line-height:100%"><!--/sizeo--><!--coloro:#708090--><span style="color:#708090"><!--/coloro-->Anadilini en erken Türk çocuklari ögreniyor <br /><br />Dünya çapinda yapilan bir arastirma sonucunda anadilini en erken ögrenen çocuklarin Türk çocuklari oldugu ortaya çikti.<br />''International Association for the Study of Child Language'' (Uluslararasi Çocuk Dili Arastirmalari Dernegi) adli kurulusun Almanya'nin baskenti Berlin'de yapilan 10. kongresinde, Türk çocuklarin 2-3 yasina kadar kendi dillerinde dil bilgisi kurallarina uygun konustuklari belirtildi.<br />Dil bilimi profesörü Klann Delius, Türk dilinin kolay ögrenildigini belirterek, ''Türkçe'nin sahis ve zaman belirleyen ekleri düzenli. Lego taslarinin yan yana dizilmesi gibi'' dedi.<br />Arapça konusulan ülkelerde çocuklarin ana dillerini dil bilgisi açisindan dogru konusmalarinin yaklasik 12 yil sürdügü, Alman çocuklarinin da ancak 4-5 yaslari arasinda temel dil bilgisi kurallarina hakim olabildikleri kaydedildi.<br />Berlin'de düzenlenen kongreye yaklasik 800 dil bilimcisi katiliyor.<br /><!--colorc--></span><!--/colorc--><!--sizec--></span><!--/sizec-->]]></description>
		<pubDate>Mon, 15 Jun 2009 10:48:07 +0300</pubDate>
		<guid>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4340</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Sınav Beklediği  Gibi Geçmeyince  İntihar Etti</title>
		<link>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4333</link>
		<description><![CDATA[Öğrenci Seçme Sınavı'na (ÖSS) giren genç kız, sınav çıkışında okulun 3. katından atlayarak intihar etmek istedi.<br /><br />Alınan bilgiye göre, Ümitköy Anadolu Lisesi'nde ÖSS'ye giren Pelin D. sınavın bitiş saatinden kısa bir süre sonra okulun 3. kat penceresine çıktı.<br /><br />3. kez girdiği sınavın beklediği gibi geçmemesi üzerine intihar etmek istediği öğrenilen genç kız, okul bahçesinde sınavdan çıkmasını bekleyen ailesinin gözü önünde kendini boşluğa bıraktı.<br /><br />Okulun beton zeminine düşen Pelin D. olay yerine çağrılan ambulans ile Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Ayak ve bacaklarında kırıklar olduğu öğrenilen genç kızın hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi.<br /><br />AA<br />..............<br />Duyurulan bu  acısı 'taze' bir haber.  Her  sene olmuş  , olacak gibi gözünen   değişmez  bir  gerçek gibi dikilmekte önümüze.  Aslında  çoğunluğun birbirine benzer yorumlarda  bulunduğu  bir konu.  Makul çözüm üreten  ise ne kadar , tarafımızca bilinmemektedir.  <br />1) Sistem değişmeli mi?<br />2) Getirilen çözüm ,  bir çözüm müdür?<br />3) Nereye kadar sürecektir ? <br /><br />Belirtelim,  acının  tazesi olmaz. Bir de mütemadi  bir hadise   sözkonusu. Buyrunuz..]]></description>
		<pubDate>Sun, 14 Jun 2009 23:00:05 +0300</pubDate>
		<guid>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4333</guid>
	</item>
	<item>
		<title><![CDATA[Duman'ın Yaptığı "rezil"lik]]></title>
		<link>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4209</link>
		<description><![CDATA[Duman Grubu İhlas Suresi Ayetleri ile Alay Ediyor!<br /><br /><br /><br /><br />--------------------------------------------------------------------------------<br /><br /><br />Duman Grubu, SONY BMG etiketiyle çıkarmış oldukları son albümlerinde konsept olarak &#8220;ateizm&#8221; konusunu ele alıyor.<br /><br />Bu albümdeki bazı şarkılarda &#8220;ahiretin olmadığı&#8221; şeklinde telkinleri bulunan grubun, &#8220;Rezil&#8221; isimli şarkıları ise Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in bir sûresi olan &#8220;İhlas Sûresi&#8221; nin bir ayetini dejenere ediyor&#8230;  Yani ayet ironi ve kinaye karışımı bir konseptin içinde bayağılaştırılıyor&#8230; &#8220;Lem yelid velem yuled&#8221; olarak bildiğimiz sürenin ayetleri Duman tarafından &#8220;Lem Yelid Ve Löp Yutar&#8221; şeklinde değiştirilmiş&#8230;  Şarkıda din üzerinden geçinenleri eleştirmek isteyen Duman, bu sefer işi daha fazla ileriye götürerek kantarın topuzunu kaçırmış görünüyor&#8230; <br /><br />Allah&#8217;ın bir ayetini böylesi bir kinaye ile değiştirme cüretinde bulunan insanların yaşadığı ülke, Müslüman bir ülke..Danimarka&#8217;da yaşanan karikatür krizinin ardından ayağa kalkan dünya Müslümanlarının tepkisi acaba Türkiye&#8217;de yaşayan Müslümanları da harekete geçirir mi?Bilemiyoruz.<br /><br />Bildiğimiz tek şey varki, Allah&#8217;ın ayetleri ile oynama, değiştirme veya alay etmek gibi fiiller bir ülkede ya da bölgede işlenmeye başlıyorsa Allah&#8217;ın gazabının yavaş yavaş gelmek üzere olduğudur&#8230;<br /><br />Cevrenizdeki bu konuda duyarli olan insanlara bu olayı kınamaları için SONY BMG&#8217;nin telefon-fax ve e-mail adresini vermek istiyorum&#8230; <br /><br />Şikayetler için:<br />Sony Music :<br /><br /><br />Tel     : +90 212 311 13 00<br />Fax    : +90 212 251 38 03<br />Mail    : infotr@sonybmg.com.tr<br /><br />Tepkisiz Kalmayalım Lütfen  <br /><br />----------------------------------------------------------------------------<br /><br />Direk FW: maili attım. Ben gerçekten çok sinirlendim ve üzüldüm de.<br />Sizin görüşlerinizi merak ettim.]]></description>
		<pubDate>Thu, 30 Apr 2009 21:08:44 +0300</pubDate>
		<guid>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4209</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Filozoflardan..</title>
		<link>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4194</link>
		<description><![CDATA[<!--coloro:#FF0000--><span style="color:#FF0000"><!--/coloro-->Aristoteles <!--colorc--></span><!--/colorc-->Zayıf, daima adalet ve eşitlik ister, halbuki bunlar kuvvetlinin umurunda bile değildir. <br />İnsanlar arzularına son olmadığı için, bu arzuları tatmin edecek vasıtalara da son olmamasını isterler. <br />Arzu öyle bir şeydir ki, hiç doymak bilmez; bir çok insanların hayatı, arzuları doyurma yollarını aramakla geçer. <br />Cesaret kuvvetle birleşince büsbütün artar. <br />Umut, uyanık adamın rüyasıdır. <br />Fazileti olmayan insan, hayvanların en kirlisi, en vahşisi, en muhteris ve en doymak bilmez olanıdır. <br />Adalet önce devletten gelir. <br />İyi, basit; kötü ise çok yönlüdür. <br />Mevkilerini para ile satan kimseler, masraflarını geri almak yoluna düşerler. <br /><br /><!--coloro:#FF0000--><span style="color:#FF0000"><!--/coloro-->Honore de BALZAC <!--colorc--></span><!--/colorc--><br />Hayat herkes için acı, çünkü benim boş yere dilediklerime sahip olmuş nice insanlar gördüm, onlar da mes&#65533;ut değil. <br />İnsanın en zor katlandığı duygu acımadır, hele hak edince. <br />Evlenme dâvaya benzer. Mutlaka memnun olmayan bir taraf vardır. <br />Yoksulluğun hüküm sürdüğü yerde ne utanma kalır, ne suç, ne namus, ne de ruh. <br />Güzellik, çoğu zaman kusurları gizleyen bir örtüdür. <br />Sevmek, bir başkasının hayatını yaşamaktır. <br />Bir anne yüreği, dibinde daima af bulunan bir uçurumdur. <br />Beklemesini bilenin her şey ayağına gelir. <br />Hiç kimse bir alışkanlığa veda etmek cesaretini gösteremez. <br /><br /><!--coloro:#FF0000--><span style="color:#FF0000"><!--/coloro-->Bernard SHAW <!--colorc--></span><!--/colorc--><br />Eğer yürüdüğünüz yolda güçlük ve engel yoksa, bilin ki o yol sizi bir yere ulaştırmaz. <br />Yaşlanmadan akıllanmayı çok isterdim. <br />Yanlışlık fare deliğinden geçer, doğruluk kapılardan sığmaz <br />Susmanın kudretine inanıyorum. Bu mevzu üzerinde saatlerce konuşabilirim. <br />Dürüst insan her zaman gerçeği söyler, akıllı insan ise yalnız zamanında. <br />Bir kelime yeterlidir, gerisi laftır. <br />Moda kadınlara benzer, onun da havası vardır. <br />Her şeyi düşünmek, çoğun her şeyi düzene sokmak demektir. <br />Birçok insanın korkak olmaya cesareti yoktur. <br />Yazı ile insan daya iyi yalan söyleyebilir. <br />Zekanın sakıncası, insanı devamlı surette bir şeyler öğrenmeye zorlamasıdır. <br />Erkeğin de, kadının da terbiyesi birbirleriyle tartıştıkları zaman belli olur. <br />Aptallar, utanılacak bir şey yaptıkları zaman mazeret diye o işi her zaman yaptıklarını söylerler. <br />Akıllı adam aklını kullanır, daha akıllı adam başkalarının da akıllarını kullanır. <br />Ben şaka yaparken gerçekleri söylerim, çünkü gerçekler dünyanın en gülünç şakalarıdır. <br />Bu dünyada başarıya ulaşan insanlar istedikleri şartları yakalayan insanlardır. Eğer onları bulamazlarsa, kendileri yaparlar. <br />Parayı kazanmadan harcamaya nasıl hakkımız yoksa, mutluluğu da üretmeden tüketmeye hakkımız yoktur. <br />Değişmez kural, değişmez kuralın olmayacağıdır. <br />Çocuklarınıza ders vermek istiyorsanız (bu hiç de gerekli değil) kendinizi örnek gösterin. Ama sizin gibi olmaları için değil, sizin gibi olmamaları için. <br />Yapabilenler yapar; yapamayanlar yapmayı öğretir. <br />Benim en iyi dostum terzimdir. Çünkü ne zaman beni görse, derhal o andaki ölçülerimi alır. Oysa bütün öteki tanıdıklarım benim hala eskisi gibi olduğumu düşünürler. <br />Yalancının cezası; kimsenin kendine inanmayışı değil, asıl kendisinin kimseye inanmayışıdır. <br />Merhamet sevgiye yakınsa, minnet onun aksine yakındır. <br />Ahlak duygumuz, ihtiraslarımızı kontrol eder. <br />Aşk, insana vakar, ağırbaşlılık, hatta güzellik verir. <br /><br /><!--coloro:#FF0000--><span style="color:#FF0000"><!--/coloro-->DOSTOYEVSKİ <!--colorc--></span><!--/colorc-->Bazı insanlar, ev köpekleri gibi, yamandıkları kapıdan ayrılmazlar. <br />Çocuk, dünyanın en büyük saadetidir. <br />Çocukları seven hayatı da sever. <br />Evlenme, boşanma işi sırf kadınların elinde olsaydı, bir tek nikâh sağlam kalmazdı. <br />Gözyaşları kurur. <br />Hayata yeniden başlasaydım , saniyelerin nabzını tutardım. <br />Hayatımızda en yüce, en güçlü, en faydalı dayanağımız ana baba evinden kalan hatıralarımızdır. <br />İnsan yaşamayı ve yaşamamayı aynı şey diye kabul ettiği zaman hürriyete kavuşur. <br />İnsanların bazen neye güldüklerini anlamak güçtür. <br />İnsanların saadet kadar felakete de ihtiyacı vardır. <br />İster tatlı, ister acı olsun, hatıra insana ıstırap verir. <br />Kadını kalkındıran, onu uçurumun dibine kadar yuvarlanmaktan koruyarak hayata yeniden doğmasını sağlayan biricik kuvvet aşktır. <br /><br /><!--coloro:#FF0000--><span style="color:#FF0000"><!--/coloro-->Johann Wolfgang Von GOETHE <!--colorc--></span><!--/colorc--><br />Akılsızlar hırsızların en zararlılarıdır: Zamanınızı ve neşenizi çalarlar. <br />Aşk ve sevinç büyük çabaların kanatlarıdır. <br />Bir kişinin sözleri önemli değildir; iki yanı da dinlemeli. <br />Bir şey her şey için, her şey bir şey için vardır. <br />Çözümde görev almayanlar problemin bir parçası olurlar. <br />Gönlümüz bize aklımızdan daha yakındır. <br />Görev, içinde bulunduğumuz zamanın bizden istediği şeydir. <br />İnsan ancak anladığı şeyi duyar. <br />İnsan kendini hiçbir yerde, karıncalar gibi kaynaşan kalabalığı yarıp geçtiği zamanki kadar yalnız hissedemez. <br />İnsan, babasına borçlu olduğu saygıyı, ancak baba olduğu zaman duyar. <br />İnsanın bir şeyi öğrenebilmesi için her şeyden önce o şeyi sevmesi gerekir. <br />Konuşmak ihtiyaç olabilir ama susmak bir sanattır. <br />Mükemmel insanların aksayan tarafları daha çok göze batar. <br />Samimi olmayı vaad edebilirim; tarafsız olmayı asla. <br />Sevmek, inanmak demektir. <br />Siz kendinize inanın, başkaları da size inanacaktır. <br /><br /><!--coloro:#FF0000--><span style="color:#FF0000"><!--/coloro-->KONFÜÇYÜS <!--colorc--></span><!--/colorc--><br />Vefa ve samimiyet ilk prensipleriniz olmalıdır. <br />Eğer kusurların varsa, onlardan kurtulmaya çalışmalısın ve bundan korkmamalısın. <br />Yapılmış şeyler üzerinde konuşmak lüzumsuzdur, geçmiş şeyleri ayıplamak da manasızdır. <br />Bir insan sabahleyin doğru yolda ise, akşam saatlerinde de öyle kalacak ve bundan pişman olmayacaktır. <br />Tevazu ile konuşmayan bir kişi, zamanla bununla ilgili bütün kelimeleri de tamamıyla unutabilir. <br />Kelimelerin kuvvetini bilmeyen insanlarla esaslı bir konuyu konuşmak mümkün değildir. <br />İhtiyatlı insan nadiren hata işler. <br />Doğaya göre bütün insanlar birdir, fakat pratikte birbirlerinden dehşetli ayrılık gösterirler. <br /><br /><!--coloro:#FF0000--><span style="color:#FF0000"><!--/coloro-->William SHAKESPEARE <!--colorc--></span><!--/colorc--><br />Aklın bağlamadığı dostluğu, akılsızlık kolayca çözebilir. <br />Hiçbir miras, doğruluk kadar zengin değildir. <br />İnsanların yaptıkları fenalıklar arkalarından yaşar, iyilikler çok zaman kemikleriyle beraber gömülür. <br />Herkese kulağını, ama çok azına sesini ver. <br />Ah! Bu kadar okudum, bu kadar öykü ya da destan duydum, aşkın yolu asla düz gitmiyor. <br />İyimser, yaranın üstünde artık kabuk, kötümser ise kabuğun altında yine yara görür. <br />Bazı yıkılışlar, daha parlak kalkınışların teşvikcisidir. <br />Konuşmadan önce düşün, hareket etmeden önce ölç. <br />Geçmiş bir dost için yakınmak yeni dertler edinmektir. <br />Cehalet Tanrının laneti olduğuna göre, bilgi göklere uçabileceğimiz kanatlardır. <br />Nasıl bir at, üzerindeki zengin koşumların farkına varmazsa insan da içinde yaşadığı nimetlerin öyle farkına varmaz. <br />Bir iftira başka iftiraları doğurur. <br />Aşk bir deliliktir. <br />Daha iyi, iyinin düşmanıdır. <br />Yiğitlik intikam kazanmakta değil, tahammül göstermektedir. <br />Geçmiş bir felakete üzülmek, bir yenisini davet etmenin en emin yoludur. <br />Aslında hiç bir şey iyi veya kötü değildir. Her şey bizim onlar hakkında düşündüğümüze bağlıdır. <br /><br /><!--coloro:#FF0000--><span style="color:#FF0000"><!--/coloro-->Leo Nikolaevich TOLSTOY <!--colorc--></span><!--/colorc--><br />Af dileyen, kendi kendini itham eder. <br />Aşk, kızıl gibi geçirilmesi gereken bir hastalıktır. <br />Bekleyebilen için herşey iyi sonuç verir. <br />Bir insanı, bulunduğu mevki ile değil, göz koyduğu mevkiyle ölçmelidir. <br />Güzel olan sevgili değil, sevgili olan güzeldir. <br />Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür, ama hiç kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez. <br />Hırsları kökünden atmak mümkün değildir. Onları sadece asıl ülkülerine doğru yöneltmeğe çalışmalı. <br />İnanç, hayatın kuvvetidir. <br />İnsanlar seni, istedikleri kadar bilsinler, ama kendi kendini aldatabilir misin? <br />Öyle davran ki, senin iraden kendini bir kanun koyucu gibi hissetsin. Öyle davran ki, bu davranış yanında insanlığı bir araç değil bir amaç olarak göresin. Öyle davran ki, senin iradenin bir kanun gibi genel geçerliliği olsun. <br />Savaş, mızraklı, trampetli bir bayram değildir. Onun manzarası kandır. Ölümdür. <br />Tarihin konusu, kavimlerin ve insanların hayatıdır. <br /><br /><!--coloro:#FF0000--><span style="color:#FF0000"><!--/coloro-->Victor HUGO <!--colorc--></span><!--/colorc--><br />Öğrendikten, sevdikten sonra daha çok acı çekeceksiniz <br />Barış, her şeyi hazmeden mutluluktur. <br />Çalışma uçup gidebilen bir alışkanlıktır; bırakması kolay, yeniden başlaması zor bir alışkanlık. <br />Ölüm bu; ne hükümdar tanır, ne soytarı; herkesi aynı iştahla yutar. <br />Hayat, felaket, yalnızlık, yüzüstü bırakılmışlık, yoksulluk kendine göre kahramanları olan savaş alanlarıdır. <br />Evlatlarını sevmeyen babalar olabilir; ama, torununu çıldırasıya sevmeyen dede olamaz. <br />Kadınsız bir erkek horozsuz bir tabanca gibidir; erkeği ateşleyen kadındır. <br /><br /><!--coloro:#FF0000--><span style="color:#FF0000"><!--/coloro-->F.M.Arouet VOLTAIRE <!--colorc--></span><!--/colorc-->Ayrılık, tatmin edilmeyen aşkı arttırır. <br />Her zaman zevk, zevk olmaktan çıkar. Bir şeye düşkünlük hayvanlarda bile yoktur. <br />Hiçbir ordu, zamanı gelmiş bir düşünceye karşı duramaz. <br />İnsan zeka karşısında eğilir ama şefkat karşısında diz çöker. <br />İnsanoğlu hiç de kötü olarak yaratılmamıştır; ama hastalandığı gibi kötüleşir de. <br />İyi bir taklit, kusursuz bir yaratıştır. <br />Kendi nefsine hakim olan, dünyaya hükmedebilir. <br />Pek az insan başkalarının deneylerinden yararlanmayı bilecek kadar akıllıdır. <br />Seçilmiş birkaç kitaptan güzel ne olabilir. <br />Tanrıya ettiğim dua pek kısadır; Tanrım düşmanlarımı gülünç duruma düşür. <br />Vahşiler hariç, bütün insanlar, kitapların hükmü altındadır. <br />Vatana sadakatla hizmet edenin atalara ihtiyacı yoktur. <br />Vatanımız, bütün asil ruhlar için en mukaddes bir yerdir. <br />Yarabbi ben düşmanlarımı yenmeğe kadirim. Sen beni dostlarımdan koru.]]></description>
		<pubDate>Sat, 25 Apr 2009 10:27:26 +0300</pubDate>
		<guid>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4194</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Geleceğe Mektup</title>
		<link>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4193</link>
		<description><![CDATA[Gelecekte herhangi bir güne, herhangi bir insana mektup yazmaktır konunun meramı.  Konu beyin fırtınası kategorisindedir çünkü gelecekten birisiyle konuşmak iyi bir kurgu gerektirir, öyle ki, örneğin, bu mektubu okuyan gelecekteki meçhul kişi dilinizi anlar mı, anlarsa bile bu kişi mevcut dilinize ölü bir dil gibi mi bakar ve bu mektubu akademik araştırmalarında kullanmak üzere incelemeye mi alır bilemezsiniz kaldı ki o zamana üniversiteler ve akademik araştırmalar mı kalır onu da bilemezsiniz. İşte bu nedenledir ki tutarlılık önemlidir. Müsaadenizle ben başlıyorum, ruh dağınıklığımdan kaynaklanan dağınıklık için affınıza sığınarak.<br /><br /><br /><blockquote>Merhaba gelecekteki meçhul kişi. Bu mektubu sana bugünlerde çok kullanışlı ve yararlı olan internetin bir aracı olan website üzerinden yazıyorum. İnternetin kullanışlı olduğu herkes tarafından kabul edilen bir gerçek bugünlerde ama yararlı olduğu önemli bir tartışma konusu. Sahi, gününüzde hâlâ internet var mı? dünya üzerinden bir şekilde silinip gitti mi veya gelişip başka bir hale mi geldi bilmiyorum. Bugün elektriğin kullanılmaz hale geldiği bir dünyayı tasvir eden kitaplar, filmler görüyoruz, belki dedim, neden olmasın? Bugün dünyanın en özgür alanı internet kabul ediliyor ve bazı radikal gruplar devrimlerini internet üzerinden başlatmaya çalışıyorlar bile. Yani, elbette büyük bir etkisi olacak internetin dünyanın gidişatına ve şimdi tarih derslerinizde nasıl biz savaşların sebeplerini ve sonuçlarını öğrenmişsek siz de internetin, vücut bulmasına yardım ettiği bir gerçeği sebep ve sonuçlarıyla inceliyorsunuzdur belki. Herneyse böyle konuşmayı bırakıp daha somut konuşmak istiyorum. Bugün devletlerin yerini şirketler ve Tanrı'nın yerini para aldı. Sizin gününüzde durum ne haldedir merak ediyorum. Gününüzde baskın otorite nedir insanoğlunun üzerindeki? Tahminimce şu anda tahayyül bile edemeyeceğimiz birşeydir. Peki ya kültürler? Daha çok yakında ülkemin, 2-3 asır öncesinde Kızıderililerin, pek az süre önce Çin'in ve daha sayamadıklarımın kültürü katledildi. Dünya artık yaşanmaz bir yer gibi gelmeye başlıyor. Kendine köleler üretmeye programlanmış, insanlıktan, vicdandan yoksun bir düzen günden güne insanoğlunun içine işliyor. Yani, gününüzde, tüm insanlığa dışardan bakan bir göz pırıl pırıl bir gökkuşağı mı görüyor yoksa tek renk, tek tip mi tüm insanlık? Yani, amaçlarına ulaştılar mı? Günümüzün trajedisi bu ve maal esef çoğunluk düzenin dayattığı hayat koşuşturmacası içinde buna bir çare üretmekten aciz yani tüm insanlık alıkoyulmuş kendisine aynada bir bakıp halini görmekten, köleliğini anlamaktan. Son olarak, bu mektubun yazılmasına sebebiyet veren merakımı belki de endişemi sorayım, müslümanlar nasıllar, hâlâ garipler mi?<br /><br /><div align='right'>Safâ - karakelam.com<br />25.04.2009 saat: 00:32<br /></div></blockquote>]]></description>
		<pubDate>Sat, 25 Apr 2009 00:41:03 +0300</pubDate>
		<guid>http://karakelam.com/kelam/index.php?showtopic=4193</guid>
	</item>
</channel>
</rss>